Avukatlık Kanunu m. 62’deavukatlık sıfatıyla verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanmasının TCK m. 257 hükümlerine göre cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Avukatlığın niteliği gereği hem serbest bir meslek hem de bir kamu hizmeti olması, bu düzenlemenin yapılmasını zorunlu kılmıştır. Avukatın hangi eylemlerinin bu suça elverişli olacağının Avukatlık Kanununda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
AVUKAT GÖREV SUÇLARI
Avukatlık Kanunu m. 62’deavukatlık sıfatıyla verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanmasının TCK m. 257 hükümlerine göre cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Avukatlığın niteliği gereği hem serbest bir meslek hem de bir kamu hizmeti olması, bu düzenlemenin yapılmasını zorunlu kılmıştır. Avukatın hangi eylemlerinin bu suça elverişli olacağının Avukatlık Kanununda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Avukatlık Kanunu m.34 avukatların görevlerini yaparken, görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur için yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü olduklarını düzenler. Avukat, kasten ya da ihmal ile özen yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde müvekkiline verilecek tüm zararlardan sorumludur; ihlale avukatın eylemleri neden olabileceği gibi avukatın yanında çalışan, staj yapan ve işin görülmesinde yer alan kişilerin eylemleri de neden olabilir. Bu durumda meydana gelen zararı ispat yükü müvekkile ait olacaktır. Avukatın amaçladığı sonuca ulaşamamasının tek başına özen yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği; işin gereği için yapılması gereken araştırmaların yapılması ve işlemlerin gerçekleştirilmesi halinde sonuçtan dolayı avukatın sorumlu tutulamayacağının gözetilmesi gerekir.
Yargıtay, Avukatlık Kanunu m. 34 bakımından; avukatın eylemlerinin niteliği ve ağırlığına göre kimi kararlarında disiplin yaptırımı uygulanmasını öngörürken kimi kararlarında söz konusu eylemin TCK m. 257 kapsamındaki suçu oluşturduğunu kabul etmektedir.
Buna ilişkin bir kararında; avukatın katılanlar aleyhine olan kararı temyiz etmediği, bu durumun hakim hatasından kaynakladığını öne sürüp, tekrar vekaletname ücreti alarak yeni dava açtığı ve bu davada kesin hüküm nedeniyle ret kararı verildiği somut olayda Yargıtay katılanların mağduriyetini “sanığın Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca görevini özen ve doğruluk içinde yerine getirmek yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmakla birlikte, eyleminin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilebileceği, bu itibarla üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi” şeklinde değerlendirerek disiplin sorumluluğuna gidilmesini yeterli görmüştür. (YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2021/5995 K. 2021/4228 T. 05.10.2021)
Başka bir kararda ise “Sanık avukatın, Avukatlık Kanunu'nda sözü edilen doğruluk ve unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma yükümlülüklerine aykırı hareket edip, müdafisi olduğu katılan hakkında basit ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerini temyiz etmemek suretiyle hükümlerin kesinleşmesine neden olduğu ve Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama hürriyetini kullanmasına ihmali davranışıyla engel olduğu ve katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği anlaşılmakla, sanığa yüklenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.” şeklinde değerlendirme ileTCK m. 257’nin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. (YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2017/5-76 K. 2019/575 T. 3.10.2019)
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında;
- İstinaf ve temyiz süresini kaçırmak,
- Mazeretsiz duruşmaya katılmamak,
- Devam eden davada dosyanın işlemden kaldırılmasına neden olmak,
- Şikâyet süresini geçirmek,
- Azledildiği tarihe kadar dosyada herhangi bir işlem yapmamak,
- Vekâletnamede yer alan yetkisini aşarak müvekkilinin mağduriyetine neden olacak şekilde işlemler yapmak
Görevi kötüye kullanma suçuna vücut verecek eylemler olarak kabul edilmektedir.
Avukatın mesleki sorumluluğuna ilişkin en geniş düzenleme Avukatlık Kanununun 34. Maddesinde yer almaktadır. Bununla birlikte Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; Avukatlık Kanununun işin reddi zorunluluğu, menfaat çatışması başlıklı 38. Maddesi, avukatın vekaletten çekilmesi başlıklı 41. Maddesi ve işi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil başlıklı 171. Maddesinin ihlali de görevi kötüye suçuna vücut verebilmektedir.
İşin reddi zorunluluğu (Madde 38)
(YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2009/1-85 K. 2009/242 T. 20.10.2009)
(YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2023/4975 K. 2024/6619 T. 3.6.2024)
Avukatın vekaletten çekilmesi (Madde 41)
(YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2008/2254 K. 2008/15675 T. 7.7.2008)
(YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2007/3471 K. 2009/313 T. 19.1.2009)
İşi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil (Madde 171)
(YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2003/12388 K. 2004/11948 T. 20.10.2004)
(YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2015/10153 K. 2019/5276 T. 13.5.2019)